Gent Gezilecek Yerler

Tarihi bir şehir olan Gent güzel bir alan boyunca uzanan şirin çan kuleleriyle çevrili ihtişamlı hali ile ziyaretçilerini derinden etkiler. Şehir Bruges’le birlikte Belçika’nın nadide mimari özelliklere sahip kentlerindendir. Kenti kesen onlarca kanalın ve önemli bir binanın ışıklandırıldığı bir yaz akşamı kenti gezen herkes unutulmaz bir deneyim yaşar.  Şehrin merkezinde yer alan Scheldt ve Leie Kanallarının birçok kolu ile kanal teknesi yolculuğu yapabilir kenti bir de bu şekilde keşfedebilirsiniz.  Tarih ve mimarlık meraklıları için Gent kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Siz de modern ve yerel Flaman kültürüne kapılmak için Gent şehrini baştan sona keşfedebilirsiniz.

Bavo Katedrali

Sint-Jans Kilisesi’nin hemen yanında Romanesk tuğla ve granitle inşa edilen görkemli bir bina olan Aziz Bavo Katedrali duruyor. V Charles kale inşa etmek için eski katedrali yıktıktan sonra bu yapıyı inşa ettirerek ulu mabede bu ismi vermiş.  Yüksek Gotik katedralin belirli bölümleri 13. yüzyıldan kalırken geç Gotik kule ve ana nef 15. ve 16. Yüzyıllarda inşa edilmiş.  Katedralin iç kısmı eşsiz tablolarla zengin bir şekilde dekore edilmiş bu eserler arasında Peter Paul Rubens’in Aziz Baaf’ın Dönüşümü ve Frans Pourbus’un İsa’nın Dönüşümü tabloları da yer alır.  Burada en ünlü eser hiç şüphesiz eski Flaman resmin en büyük başyapıtı olarak tanınan Mistik Kuzunun Tapınağı olarak da bilinen Gent Sunağı’dır. Kilisenin ana kısmının altında yer alan geniş mezar taşı birçok piskopos mezarı ve zengin hazineyi içermektedir. Ktedral mimari özellikleri ve tarihe şahitliği ile içindeki huzuru size hissettirmek için ziyaretçilerini bekliyor.

Gravensteen Kalesi

Gravensteen Lieve Nehri’nin çevrelediği alanda yer alan Batı Avrupa’daki en güçlü kalelerden biridir. Kale Alsace Philip tarafından 9. yüzyılın başlangıcında Suriye haçlı kaleleri tarzında inşa edilmiş. Yapım yılları 1180-1200 arasında olan kale görenleri kendine hayran bırakır. Bugün hala Avrupa ortaçağ sanatının benzersiz bir örneği olmaya devam ediyor. Kalenin 14. yüzyılda askeri görevi son ermiş olup arazinin yönetimi için yöneticiler tarafından kullanılmış. Yapı 1800’de özel mülkiyete girerek bir pamuk değirmenine dönüştürülmüş. Kalenin alanı işçiler için uygun hale getirilmiş.  Kale önünde muhtemelen Gent’in en eski meydanı olan Aziz Veerleplein antik meydanı yer alır. Bu meydanı çevreleyen duvarlar 17. yüzyılda inşa edilmiş. Meydan bir pazar yeri olarak kullanılmaktan çok aynı zamanda yargılamalar sonrasında kurbanlarının infazı ve yakılma yeri olarak kullanılmış. Tarih severler için kale gezisi çok anlam ifade edecektir.

Belfry

Aziz Baafsplein’in batı tarafında Gent’in bağımsızlığının sembolü olan 91 metre yüksekliğinde çan kulesi bulunur. Kule yapımına yaklaşık 1300’lü yılarda başlanmış. İnşaat 1338 yılında tamamlanabilmiş. Günümüzde mihrabı 14. Yüzyıldaki ilk haline göre restore edildi. Yapı ilk kurulduğu dönemde 1377 yılında üstüne bakır bir ejderha ile taçlandırılmıştı. Ayrıca yapı bir platformun köşelerindeki dört silahlı figür de aslında bulunan ejderha gibi yapının üstüne yerleştirilmiş. Yalnız bunların orijinallerinden sadece biri yaşıyor ve zemin katta ziyaretçilere sunuluyor. Alanda yer alan kumaş salonu Simon van Assche tarafından yaptırılmış. 1426-1441 yılları arasında kumaş tüccarlarının buluşma yeri olarak kullanılmış. Yapı 18. Yüzyılda bir ceza evine dönüştürülse de şimdi ziyaretçilerin ilgi odağı haline gelmiş popüler bir kafe olarak hizmet veriyor.

Belediye Binası

Çok uzun bir zaman diliminde inşa edilen Gent’in ihtişamlı belediye binası çeşitli mimari üslupları birleştiriyor. Bina 1482’de Bruges Belediye Sarayı tarzında yapılmış. İç kısımda yer alan birçok unsur mimar Rombout Keldermans ve Dominic de Waghemakere tarafından zengin Gotik formda heykeller ile süslenmiş. Orijinal planın yalnızca dörtte biri tasarlanan şekilde gerçekleştirilebilmiş. Barış Salonu ve 1535 yılında inşa edilen Evlilik Şapeli ziyaretçilerinin ilgi odağıdır. 16. Yüzyılda inşa edilen Taht Odası da binada kesinlikle görülmesi gereken yapılardandır.

Eski Pazar Alanı

Eski Pazar sosyal hayata bir balık pazarı olarak girmiş. Sonra 18. yüzyılda başta sebze pazarı olarak hizmetine devam etti. Pazar alanının batı tarafında bir lonca evi, şapel ve çatıda çok sayıda dolambaçlı ortaçağ tarzında kapalı et satış dükkanları bulunmaktadır. Alan 1406-1410 yılları arasında yapılmış. Ardından pazar 1912’de restore edilmiştir. Bugün Vleeshuis binası da oldukça iyi bir restorandır. Aç değilseniz bile iç mekanı gezebilirsiniz.

Vosges Volkskunde Çocuk Hastanesi Müzesi

1962’de aslına uygun şekilde restore edilen bu eski çocuk hastanesi 1363’te kurulmuş.  Belçika’nın son eski yapılarından birini oluşturur. Bu evler muhtaç durumdaki aileler için kurulmuştur. Pitoresk bir avluda yer alan hepsi birbirine bağlı 18 tipik Flaman evinden meydana gelen komplekstir. Son derece kapsamlı bir şekilde tasarlanan binalar şu anda müze olarak kullanılıyor. Özellikle 1900 yılı civarında Flaman halk yaşamının canlı bir resmini ortaya koyan müze ekipmanlar belgeler ve günlük nesnelerden oluşan büyük bir koleksiyona sahiptir. Restore edilmiş atölyeler ve oturma odaları, yemek odaları, berber dükkanı, ayakkabıcı atölyesi, eczacı atölyesi, şekerleme fırını ve şamdan yapımcısı atölyesi ile alan gelen ziyaretçilerini bekliyor. Sosyal yaşamın bir parçası olarak yaşayan bu kompleks şimdi de müze olarak yine sosyal yaşamın bir parçasını oluşturuyor.

Aziz Bavo Abbey Manastırı Kalıntıları

Yapı şehrin doğu kesiminde Leie Kanalı üzerine 630 yılında Aziz Amandus tarafından kurulmuş. İnşasından sonra 10. yüzyılda Normanlar tarafından yıkıldıktan sonra bina yeniden inşa edilerek hizmete sokulmuş. Şimdi ise kalıntıları ile yaşıyor.  Geç dönem Gotik manastırların bir galerisi, sekizgen lavatoryum ve bölüm evinin parçaları ile yemekhane hala orijinal hali ile ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. 12. yüzyıldan kalma güzel Romanesk freskleri bulunan yemekhane Taş Kesme ve Heykel Müzesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Alan aynı zamanda Ortaçağ mezar taşlarını, Gent heykelciliğinin birçok sanat eserini ve 12-18. Yüzyılın mimari eserlerinin olağanüstü bir koleksiyonunu barındırıyor. Alanda farklı ve tarihi mozaikleri de görmeyi kesinlikle ihmal etmemelisiniz.

Gent Müzesi

Bijloke Cistercian Manastırı’nın tuğlalı binalarında bulunan Gent Müzesi Belçika’nın en zengin koleksiyonlarından biridir. Müze kentin kültürel mirasını ve kültürünü benzersiz bir tarihsel ortamda sergileyen olağanüstü bir koleksiyona sahiptir. Çok sayıda eser müzenin odalarında kronolojik olarak sergilenir. Mücevher, silah, tekstil, kitap, resim, dini simgeler ve seramikler müze koleksiyonun sadece bir bölümünü oluşturur. Bu ürünlerin hepsi son teknoloji ürünü multimedya ekranlarla zenginleştirilmiş sergilerle Gent’in hikayesini anlatıyor. Müzenin merkez noktası olan yemek haneye bir tuğla patika ile ulaşabilirsiniz. Müze iç duvarlarının arasında fresklerle zenginleştirilmiş olup bunlar arasında Son Akşam Yemeği’nin 10 metre uzunluğunda bir tablosu da bulunmaktadır. Müze kalıcı koleksiyonun yanı sıra komşu manastır binasında yer alan bir dizi geçici sergiye de ev sahipliği yapmaktadır.

Graslei Kanalı

Belçika’nın en iyi lonca evlerinden bazıları Graslei Kanalı boyunca uzanır. Bu mimari eserleri görmek ve daha fazlasını keşfetmek için kanal boyunca kesinlikle bir yürüyüş yapmalısınız. 1531’de Gotik tarzda inşa edilmiş olan bitişik binalar şehrin en nadir eserlerini oluşturur. Bu evlerin manzarası ile birçok fotoğraf karesi yakalayabilir ve kanal çevresinde harika bir gün geçirebilirsiniz.  Alanda gezerken 1682’de inşa edilen bir Flaman Rönesans binası olan Gümrük Evi’ni de görebilirsiniz. 1527’de yapılmış olan Gotik tarzındaki mason evi de şehirde görülmesi gereken bu yapıların bir tamamlayıcısı olarak alanı tamamlıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here